2007 yılında, Ermeni gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili olarak tutuklanan ve yargılanan Ogün Samast, cinayeti işlediği dönemde 17 yaşındaydı. Uzun süredir devam eden dava süreci, Hrant Dink’in ölümüne ilişkin adaletin sağlanması adına önemli bir dönemeçteydi. Ancak, davanın zaman aşımına uğraması, tüm Türkiye’de büyük bir tartışma başlattı.
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından, cinayeti gerçekleştiren Ogün Samast, suçunu itiraf etmiş ve tutuklanmıştı. Olayın ardından yapılan soruşturmada, Samast’ın cinayeti tek başına işlemediği ve daha büyük bir çetenin parçası olduğu ortaya çıkmıştı. Fakat, zaman içinde davada yaşanan çeşitli hukuki sıkıntılar ve adli süreçlerin yavaş ilerlemesi, sonuca ulaşılmasında engel oluşturdu. Samast’ın davasında 13 yıl sonra zaman aşımına karar verildi.
Zaman aşımının açıklanması, Türkiye’de büyük bir infial yaratırken, Hrant Dink’in ailesi ve sevenleri arasında derin bir hayal kırıklığına yol açtı. Birçok kişi, adaletin yerini bulmaması konusunda endişelerini dile getirerek, zaman aşımının bir anlamda adaletsizlik yarattığını savundu. Kamuoyunda, Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından yaşanan yavaş ilerleyen dava süreci ve zaman aşımına uğraması, adaletin ne kadar hızlı ve etkili işlediği konusunda ciddi sorulara yol açtı.
Hukukçular, zaman aşımının dava süreçlerinde önemli bir kavram olduğunu belirtirken, bazıları bu tür davaların toplumsal bir hafızaya ve kolektif adalete sahip olması gerektiğini savundu. Ogün Samast’ın cinayeti işlemesinin üzerinden geçen uzun süre, cinayetin arkasındaki asıl sorumluların hala tam olarak ortaya çıkmamış olması, davada daha fazla soru işareti bıraktı.
Dink ailesinin ve hukukçuların, kararın bozulması için mücadele etmeyi sürdüreceği belirtilirken, bu dava sürecinin Türkiye’deki yargı sistemine dair tartışmaları yeniden alevlendirdiği ifade ediliyor. Ogün Samast’ın davası, sadece Hrant Dink’in ailesi ve sevenleri için değil, tüm Türkiye için önemli bir adalet arayışını simgeliyor.